gototopgototop
  1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

İnsan Hakları Basın Açıklaması

 

basinaciklamasi

İçinde bulunduğumuz haftanın insan hakları haftası olması, son günlerde ülkemizdeki yaşanan birkısım hukuk ihlalleri örneğin üniversite sınavlarında uygulanan farklı katsayı uygulaması gibi hukuka yönelen ideolojik ve saplantılı yaklaşımlar, ülkemizin huzur ve sukunetine yönelik kimi provakatif eylemler ve nihayet yedi vatan evladımızın  haince şehit edilmesi ile sonuçlanan olaylar karşısındaki tepkimizi dile getirmek üzere açıklama yapma ihtiyacı hasıl olmuştur.

1. İçinde bulunduğumuz hafta insan hakları haftasıdır. Bilindiği üzere, insan hakları kavramı, sırf insan olma ortak paydası altında, doğuştan var olan vazgeçilmez ve devredilemez haklardır. Bu haklar vazgeçilmez ve devredilmez olduğu kadar ihlal edilmesi de hukuk düzeni tarafından sınırlanmış olan haklardır.  Bu anlamda eğitim hakkı da ülkemizde anayasa ile teminat altına alınmış olan temel haklardandır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ek 1 No. lu Protokolün (20.03.1952, Paris)  2. maddesinde eğitim hakkı; ‘‘hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz. Devlet, eğitim ve öğretim alanında yükleneceği görevlerinin yerine getirilmesinde, anne ve babaların çocuklarına, kendi dini ve felsefi inançlarına uygun olan bir eğitim ve öğretim verilmesini isteme haklarına saygı gösterir’ Anayasanın 42. maddesinde ise kimsenin eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamayacağı ifade edilmiştir.  Bütün bunlara rağmen ne üzücüdür ki,  yaklaşık on yıldır meslek lisesi öğrencilerine uygulanan engelin kaldırılmasına yönelik atılan adımlar bu defa hukuk yoluyla engellenmiştir.  En temel haklardan olan eğitim hakkının bizzat yargı tarafından engellenmesi bu engelleme yapılırken yüksek mahkeme tarafından önceki kararları ile tamamen çelişir şekilde hareket edilmesi,  son yıllarda yaşanan hukuk skandallarına bir yenisini eklediği gibi bu durum ülkemizi değil hukuk devleti kanun devleti olup olmadığını dahi tartışılır hale getirmiştir.  Oysa yargıyı bu şekilde ideolojik saplantıların bir aracı olarak kullanmak hukukun üstünlüğü ilkesine karşı bir tehdit oluşturmaktadır.

Yüksek mahkemenin daha önce vermiş olduğu kararlarla çelişmesi, olaylara ve kişilere göre hukukun değişeceğini göstermektedir ki, bu durum halkı soylular ve köleler olarak ayıran ve kişilerin konumlarına göre kanunları uygulayan ortaçağ avrupası uygulamasının günümüzdeki utanç verici bir örneğini ortaya koymuştur. Yargının olaya bir kesimin önünü açmış oluruz endişesini taşıyan bir yaklaşımın, sözkonusu karara yapılan itirazın da aynı şekilde reddedilmiş olmasını sağlaması hiç şaşırtıcı olmadığı gibi bu konudaki kararın ne şekilde çıkacağını da tahmin etmenin hiç zor olmadığını ortaya koymuştur.

Hukuk adına yapılan bu uygulamaların ülkemizde bir kere daha insan haklarına saygılı devlet ibaresi ile yaklaşan anayasa anlayışından insan haklarına dayalı ve insan haklarını uygulayan devlet anlayışına dayalı anayasaya geçişin ne kadar gerekli olduğunu bir kere daha ortaya koymuştur.

2. Hukukun herkese eşit uygulanması hiçbir kişi ve kurumun hukuk karşısında ayrıcalıklı konumda bulunmaması, hukukun bir herkese lazım olacağının bilinciyle hareket edilmesi gerektiği açıktır.

Unutulmamalıdır ki demokratik hukuk düzenine yönelik her türlü girişim, demokratik düzene yönelik her türlü hukuk dışı plan ve yaklaşımlar içerisinde olanlara da hukuk düzeninin lazım olduğu unutulmamalıdır. Yine unutulmamalıdır ki kuvvet bende, güç bende silah bende anlayışı ile darpe planları hazırlayarak himenlik yapmanın bu ülkede zamanın geçtiğini herkes bilmelidir. Yine ülkenin kaosa sürüklenmesini amaçlayanlara da bu planların bir fayda sağlamadığı geçmişte görülmüştür. Bu tür planlar yapanlar yargıda hesap vereceklerini, yargıdan yakalarını bir şekilde kurtarmaları durumunda halkı karşılarında bulacaklarını bilmelidirler. Yine bu planları yapanlar, artık 30 yıl önceki gibi televizyon ekranından darbe ilanını  sessiz sessiz izleyen bir halk kitlesinden yine tv ekranlarında darbe dizilerini izlerken o döneme lanetler yağdıran halk kitlesine ulaştığını unutmamalılar.

3. Ülkemizde hukukun herkese eşit uygulanmasını amaçlayan bir hukuk açılımına ihtiyacı bulunduğu gözden uzak tutulmalıdır. Bu anlamda, demokratik açılım, kürt açılımı  adı

ne olursa olsun ülkemizin başta anayasa olmak üzere hukuk açılımına ihtiyacı olduğunu kavramak gerekir.

Ülkenin barışa ve kardeşliğe ihtiyacının olduğu bir dönemde, uğranılan mağduriyetleri şehitlerimizi kendi siyasi söylemleri için istismar etmeye de hiç kimsenin hakkı bulunmamaktadır.

AHUDERGİ

Foto

  • DSC00530.jpg
  • tara0017.jpg
  • DSC00519.jpg
  • DSC00515.jpg
  • tara0014.jpg
  • DSC00506.jpg
  • tara0019.jpg
  • tara0029.jpg
  • DSC00507.jpg
  • tara0025.jpg

Bağlantılar

Adalet Bakanlığı Anayasa Mahkemesi Başbakanlık Danıştay
Türkiye Büyük Millet Meclisi Yargıtay Resmi Gazete Türkiye Barolar Birliği