BASIN AÇIKLAMASI (25 07 2009)
Bir aydan fazla bir süredir, HSYK’nın yaz kararnamesinin çıkmamasının yarattığı gerilimi, tartışma ortamını kaygıyla izliyoruz.Bugüne kadar, Adalet Bakanı’nın HSYK Başkanı, Müsteşarın da doğal üye olması HSYK’nın yürütmenin etkisinde kaldığı, dolayısıyla tarafsız ve bağımsız olmadığı şeklinde eleştiriler yapılmasına neden olmuştur.
Kararname tartışmasıyla geçen bu süreçte kamuoyuna yansıyan bilgilere baktığımızda; kurulun bağımsızlığını zedelediği düşünülen Adalet Bakanı ve Müsteşarının, Kurul Üyesi Yüksek Yargı Mensubu üyelerin tutumuna rağmen yargı bağımsızlığını korumaya çalıştıklarını görmemiz hukuk adına esasen üzücü bir durumdur.
Hakim ve Savcıların mesleğe kabul edilme, atama, nakil, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma, yükselme gibi özlük haklarını ve çalışma koşullarını belirleyen, hayati öneme sahip bir kurul olan HSYK’nın mensubu bir üyesinin, görülmekte olan ve kamuoyunun ilgiyle takip ettiği bir davanın sanığı ile aynı karede görülmesi ve bu durumun Kurul Başkan Vekili tarafından ‘herkesin kişisel ilişkisi olabilir’ şeklinde geçiştirilmesi, yargı ve hukuk camiasının bu duruma seyirci kalması kabul edilemez.
Kurulun ve görüşmelerin kilitlenmesinin özellikle görülmekte olan önemli bir kısım dava ve soruşturmaların Hakim ve Savcılarının yerlerinin değiştirilmek istenmesinden kaynaklanması, kamuoyunda ve biz hukukçularda; söz konusu davaların ve devam eden soruşturmaların seyrini etkilemeye yönelik ısrarlı, sistemli bir gayret olarak algılanmaktadır.
Bu süreç tüm yargı mensuplarını tedirgin etmiş, HSYK’nın bağımsızlığı ve tarafsızlığını zedelemiş, hakimlik teminatının da rafa kaldırıldığı izlenimini doğurmuştur.
HSYK’nın işlemlerinin yargı denetimine açık olmaması, demokratik hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmamakta, aynı zamanda Anayasanın hakimlik teminatı ilkesi ile de çelişmektedir. Tam yargı bağımsızlığının sağlanabilmesi, hakim ve savcıların gerçek manada hakimlik teminatına kavuşabilmeleri için; HSYK‘nın yapısının değiştirilmesi, işlemlerinin yargı denetimine açılması zorunlu olup, bu konudaki Anayasal düzenlemenin derhal gözden geçirilmesinin gerekliliği bir kez daha ortaya çıkmıştır.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur. 25.07.2009
Av. Süleyman Gürkök
Anadolu Hukuk Derneği Başkanı

