Basın Açıklaması
ANADOLU HUKUK DERNEĞİ 16.12.2011 TARİHLİ BASIN AÇIKLAMASI
ANADOLU HUKUK DERNEĞİ
16.12.2011 TARİHLİ BASIN TOPLANTISI METNİ
Çok değerli Meslektaşlarım ve saygıdeğer basın mensupları, güncel hukuki konular hakkında Anadolu Hukuk Derneği’ nin görüş ve düşüncelerini kamuoyu ile paylaşmak amacıyla düzenlediğimiz basın toplantısına hepiniz hoş geldiniz.
ÇEK KANUNUNDA YAPILMASI GEREKEN DEĞİŞİKLİKLER İLE İLGİLİ
Yargının Hızlandırılması amacı ile bir süreden beri yasal düzenlemeler yapılmaktadır.
Öncelikli olarak kamuoyunda bir süredir dile getirilen ve Bakanlar Kurulunun şu anda yapılan toplantısında gündemde olduğunu öğrendiğimiz Çek Kanunu ilgili görüş ve düşüncelerimizi paylaşmak istiyoruz.
Kamuoyuna yansıyan hali ile Çek Kanununda yapılacak yeni düzenleme ile karşılıksız çek keşidecilerine uygulanan hapis cezasının kaldırılması düşünülmektedir. Aceleci ve tek taraflı bir bakış ile yapılması düşünülen bu düzenlemenin yasalaşması son derece sakıncalı sonuçlar doğuracaktır.
Hazırlanan yeni çek kanunuyla ilgili, ekonomik suçlara ekonomik cezaların verilmesi yönünde bir eğilimin olduğu anlaşılmaktadır. Prensip olarak ekonomik suçlara ekonomik cezaların verilmesi doğru bir yaklaşım olabilir. Ancak konuya tek taraflı bakmanın yerinde bir yaklaşım olmadığı, olaya alacaklılar cephesinden de bakılmasının gerekli olduğunu unutmamak gerekir. Düzenleme ile ödeme imkânı mevcutken çek alacaklısından mal varlığını gizleyenlere yönelik yaptırımların caydırıcılığı tamamen ortadan kalkacaktır.
Alacaklıların da, bir takım hakları olduğu ve yapılacak düzenleme ile öncelikle ve özellikle mağdur olan alacaklıların haklarının korunmasının gerekli ve hatta zorunlu olduğu hususu gözden uzak tutulmamalıdır.
Bir mağduriyetin giderilmesi, yeni mağduriyetler ortaya çıkartılarak sağlanamaz.
Aksi düşünce ile hareket edilmesi halinde yıllardan beri yapılan yasal düzenlemeler ile alacağını tahsil etme imkânı peyderpey elinden alınan, neredeyse imkânsız hale getirilen ve bu yüzden mağduriyetler yaşayan alacaklıların mağduriyetleri bir kat daha artacak, alacağın tahsili için elinde kalan son imkânda ortadan kalkmış olacaktır.
Hapis cezasının kaldırılmasından önce, öncelikli olarak yapılması gereken birçok düzenlemenin hayata geçirilmesi gerektiği açıktır.
Bu kapsamda;
Çek yapraklarında banka sorumluluk miktarları artırılarak ciddi bir meblağ haline getirilmeli ve bankaların her önüne gelene çek karnesi vermesinin önüne geçilmelidir. Böylece bankaların çek verirken daha dikkatli davranmaları sağlanmalıdır.
Karşılıksız çek ile ilgili sigorta sistemi geliştirilmelidir
Her bir çek yaprağı için bir sigorta bedeli keşideci tarafından ödenmelidir. Çekin kanuni yoldan tahsil edilemediği durumlarda, belirli bir üst limiti geçmemek kaydıyla ( bu limit 100.000 TL olabilir) karşılıksız çek bedelinin yüzde 75'i bu sigorta kapsamında ödenmelidir.
Karşılıksız çek keşide edenlere getirilecek olan çek yasağı süresi 5 yıldan daha uzun olmalıdır.
Karşılıksız çek keşide edenlerin varlıklarını çek alacaklılarından gizlemesi veya üçüncü şahıslara transfer etmesi gibi kötü niyetli davranışlar içinde olması durumları için hapis cezasının yürürlükte tutulması gereklidir.
Buradan basın aracılığı ile tüm kamuoyuna ve özellikle Türkiye Büyük Millet Meclisindeki saygıdeğer Milletvekillerine şu hususu açık bir şeklide ifade etmek istiyoruz. Kamu vicdanının rahat etmesi için, çek yasasında yapılacak yeni düzenlemelerde çek alacaklıların haklarının da korunmasının gerekli ve zorunlu olduğu unutulmamalıdır.
İCRA İFLAS KANUNUNDA YAPILMASI GEREKEN DEĞİŞİKLİKLER İLE İLGİLİ
İcra ve İflas Kanununda yapılması düşünülen bir düzenleme ile artık borçluların ev adreslerinde yapılacak olan hacizlerde menkul malların haczedilemeyeceği yönünde bir hüküm getirileceği bilgisi kamuoyuna yansımıştır.
son yıllarda yapılan bir çok düzenleme ile Alacağının tahsili zora giren alacaklılar bu düzenlemenin yasalaşması halinde bir kez daha mağdur edilecek ve alacağın tahsil kabiliyeti neredeyse imkansız hale gelecektir. Bu nedenle söz konusu düzenlemenin gündemden çıkartılması gerektiği kanaatindeyiz.
HMK UYGULAMASININ GETİRDİĞİ SIKINTILAR İLE İLGİLİ
Yargının hızlandırılması kapsamında hazırlanan ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK ile birlikte yaşanan sıkıntılar gün yüzüne çıkmaya başlamıştır.
HMK ile getirilen yargılama giderlerine yönelik gider avansı, bilirkişi, keşif ve tanık ücretlerinin peşin olarak talep edilmesi hak arama özgürlüğünü kısıtlamaktadır. Açılacak en ufak dava için 500 ile 1.000 TL arasında değişen miktarların talep edilmesi ciddi mağduriyetlere neden olmaktadır. Bu konuda gerekli düzenleme ve iyileştirmelerin bir an önce yapılması zaruri hale gelmiştir.
Yargının hızlandırılması, karşılıksız çeke uygulanan hapis cezasının kaldırılması, menkul haczinin yasaklanması ve dava açarken ödenen peşin avans miktarlarının artırılması şeklindeki düzenlemeler ile sağlanamaz. Bu durum yargının yükünü hafifletir ancak mağduriyetleri artırır ve kamu vicdanını zedeler.
Yapılan ve yapılması düşünülen düzenlemeler Meşrutiyet döneminde iki defa Maarif Nezareti (Milli Eğitim Bakanlığı) yapan Emrullah Beyin “Şu mektepler olmasaydı maarifi ne güzel idare ederdim” sözünü akıllara getirmektedir.
AVUKATLIK KANUNUNDA YAPILMASI GEREKEN DEĞİŞİKLİKLER İLE İLGİLİ
Anadolu Hukuk Derneği olarak Avukatlık Kanununda yapılması düşünülen değişiklik ile ilgili olarak son günlerde yaşanan tartışmaları büyük bir üzüntü içinde izlemekteyiz.
Yargının vazgeçilmez ve kurucu unsurlarından savunmayı temsil eden avukatlık mesleğinin icrasında avukatların büyük sıkıntılar içinde olduğu bir gerçektir.
Bu sıkıntılara odaklanarak, bunların tespiti ve çözümü için başta barolar olmak üzere ilgili tüm kurum ve kuruluşların işbirliği içinde olması, sorunlara yönelik somut tekliflerin ortaya koyması gerekirken son günlerde bazı baroların Barolar Birliği ile polemik içine girmesini hayretle ve üzüntü ile izliyoruz.
Her fırsatta özgürlüğü ve Hukuk devletini savunduğunu iddia eden baroların, Bu kapsamda Avukatlık mesleğinin asli sorunları ile ilgilenmek ve bunlara yönelik çözüm üretmek yerine Avukat ve Stajyer avukatlara yönelik olarak baro alanlarına ve etkinliklerine katılımda başörtüsü yasağı koyan ve bunu uygulayan İstanbul Barosunun bu çağdışı tutumunu da kınadığımızı kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz.
Katılımlarınızdan dolayı hepinize teşekkür ediyor saygılar sunuyorum.
Av. Halil İbrahim AKKAŞ
Anadolu Hukuk Derneği Başkanı

